Cahit Zarifoğlu

Şair, yazar, fikir adamı

Cahit Zarifoğlu’nun henüz genç yaşta babasından ötürü bir boşluk içinde olması, onun “içine kapanık” olarak adlandırılmasın da galiba en büyük sebep. Özellikle ilk gençlik şiirlerini bunun bir delili sayabiliriz. “Babam canımı çökertiyor /Hep aynı tarlanın önünde / Aynı topraktan kalkıp / Türbesini yontuyor içime …”Yine Toprak adlı şiirde ayrıca “Evlerle aramız açılıyor / Çünkü savaşlardan biridir evlerimizden kaçanlar..” dizeleriyle de özgürlük, yolda olma hali, evden uzaklaşma gibi metaforların babasından kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Siz de babanızı çok genç yaşta kaybettiniz ve bu noktada benzeşiyorsunuz, sizin içinde aynı duygular mevcut mu? (Zira ailenize göre Cahit Zarifoğlu’na hem fiziken hem ruhen çok benziyorsunuz)

Babamı çocuk yaşta kaybetmiş olmamın farkında olmasam da boşlukları olmuştur mutlaka. Fakat onun dedemizle arasında olan huzursuzlukları anlamında bir olumsuzluk hiç yaşamadım ve daha sonrasında da hissetmedim. Bizlerle çocuk olan, sürekli oyunlar oynayan, kısıtlı zamanını sürekli bizimle geçiren bir babaydı. O yüzden hissettiği duyguları ben yaşamadım diyebilirim.

Babanızı henüz 7 yaşında kaybettiniz, bulanıkta olsa hatırladığınız, unutamadığınız bir anınız var mı?

Yazdığı veya yazmayı planladığı masalları bize anlatırdı. Hayal meyal onları dinlediğimi hatırlıyorum. Heyecanla ve merakla dinlerdik anlattıklarını.

Cahit Zarifoğlu’nun oğlu olmanın üzerinizde kurduğu bir sorumluluk ve stres var mı?

İkisi de oluyor. Bunu eskiden daha çok yaşıyordum. “Sen de yazıyor musun” sorusunu binlerce kere duymuşumdur, yazamadığım için artık daha az soruluyor 🙂 Her ne kadar kendi hayatınızı yaşıyor olsanız da ‘bir ismin’ evladı olmanın her zaman sorumluğunu hissediyor insan.

Cahit Zarifoğlu şiiri ve edebi değeri üzerine ne söylersiniz?

Vallahi açıkçası şiirlerini epey geç yaşlarımda okumaya-sevmeye başladım. Her kitabını küçüklüğümden beri defalarca okudum, hala da Yaşamak’ı, hikayelerini, fikir yazılarını okuyorum fakat dediğim gibi şiirlerinin içine kolay kolay girememiştim. Sonra tat almaya başladıkça yokuş aşağı koşmak insana ne hissettirirse onu hissetmeye başladım. Bir şair düşünelim; şiirlerinde aşk, güç, kulluk, cinsellik, acziyet, Allah, doğa, sevgili, kan, çocuk, hayvan, toprak, anne vs gibi konuları öyle bir dil oluşturarak kullanıyor ki, kelimeleri bir yere oturtamıyorsunuz, bazen anlamlandıramıyorsunuz… Bu özel dil babamın şiirlerini iyi kılıyor ve anlaşılmaz da kılıyor tabi. Tam ne demek istediğimi anlatamadım. Böyle bir şey galiba.

Babanızın Türk şiirine kattığı büyük değerlerle birlikte, her zaman tanınan bir şairdi, lakin son yıllarda daha popüler olması sizin ve aileniz açısından memnuniyet mi yoksa rahatsızlık mı yarattı? Ki öyle ki şiirindeki kapalı anlatım Zarif Şair’in hep geride, mütevazı, popülizmden kaçan bir yapısı olduğunu işaret etmekte (“Şairin hayatı, şiire dahildir” Cemal Süreya)

Popülaritenin önüne ne yapsanız da ne yapmasanız da geçmeniz pek mümkün değil. Paylaşımların saniyelerle gerçekleştiği dönemimizde aksini savunmanız veya aksi için çaba göstermeniz neredeyse imkansız. Evet şiirleri (veya genel anlamda popülerliği) son seneler daha arttı. Bundan rahatsız değiliz, artmasaydı da rahatsız olmazdık. Şiirlerinin kapalı-anlaşılmaz bulunması ve sürekli sevilip dolaşımda olması da aslında bir tezat. Güzel bir tezat.

Cahit Zarifoğlu yazın hayatında, kişisel yaşamında her çevreden saygı görmüş kendisi de “Muhafazakar şair” tanımını farklı bir noktaya taşımıştır, öyle ki nikah şahidi Necip Fazıl, ayrı eve çıkmak için mektup yazdığı şair Cemal Süreya’dır. Şimdi bile kendisini muhafazakar tanımlayan dergiler de, kendisini sosyalist tanımlayan dergiler de Zarifoğlu’nun şiirlerini yayımlamakta.

Son dönemlerde Cahit Zarifoğlu’nun, diğer şairlerin başına çok gelen bir durum olan, belli bir görüşe kodlamak, simgeleştirmek, sahiplenirken yıpratmak (insan göğsüne bastırıken kırar sevdiği şeyi*Louis Aragon) gibi bir durumun olduğunu düşünüyor musunuz? (Örneğin Nazım Hikmet ve Ahmed Arif’in sol, sosyalist çevrelerce, Necip Fazıl ve Karakoç’un muhafazakar çevrelerce kodlanması gibi.)

Evet dediğiniz gibi zaman zaman belli bir görüşe, gruba, düşünceye vs sıkıştırılmaya çalışılıyor.. Bence Cahit Zarifoğlu Müslümanca hassasiyetle yaşamaya çalışmış bir adam. Bunun altındaki çok da değerli olmayan çemberlerin içine girmeyi istememiştir ve şimdi de bundan rahatsız olurdu, bence bu böyle olurdu. Çünkü ne kadar iyi niyetlilik de barındırsa sözkonusu tartışmalar iyi’ye hizmet etmiyor.. tartışmaya, küslüğe götürüyor insanı.. Başkaları için yaşamamız gerekiyor, kendinize güzel yaşadığınızda zaten başkalarına da siyaret eder bu.

Son olarak babanızın sizi en çok etkileyen şiiri ve hangi dizeleri olduğunu söyler misiniz?

Yukarıdaki bazı sorulara da cevap olması hasebiyle; babamın duruşunu ve sahiplenilme konusunu en güzel cevaplayan dizesi: Bal akıyor kayalar / Sarp yalçın bir bal / Yakınında ne ayı pençesi ne insan eli’dir. Hayatıyla, fikirleriyle, eserleriyle diyeceklerini demiş ve hayattan gitmiş.. onun hakkında söylenenler, çizgiler içine almalar bu dünyalıktır.

Selim Yücel, Parende Dergisi, 3 Şubat 2016