Cahit Zarifoğlu

Şair, yazar, fikir adamı

M. Ruhi Şirin – Nasıl başladınız?

Cahit Zarifoğlu – Durup dururken, şiirle ilgili bir ilk anım yok. Herhangi bir olay olmadı. Çocuklar ellerine geçen her şeyi, bozulacağını, kırılacağını, patlayacağını hesaba katmadan kurcalamaya başlarlar. Öyle başladı ve ilkindeki gibi devam ediyor. Açılacak bir kutunun, sökülecek bir saatin  parçaları sayılıdır ve biter. Ve çocuk son parçayı sökünceye kadar  uğraşır. Burada da bir son parça var: Son nefes …

Edip Gönenç – Şiirin şair için vaz geçilmez olduğu söyleniyor. Bu tutkuyu, bu vazgeçilmezliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Şiirin olmadığı bir hayatı göze almanız istense anlaşma masasına oturur musunuz?

Cahit Zarifoğlu – Mesala şairin içinden gelse böyle bir istek. Artık şiir yazmayayım diye.  Bilmiyorum şiir bir tutku mudur? Bir mecburiyet midir ? Rilke genç bir şaire öyle demiş: “İçine sor, yazmaya mecbur muyum, diye. Eğer öyleyse siz şairsiniz.” Böyle bir şey heralde tereddüdü olanlar için. Nasıl başladığını, niçin başladığını bilmeden yazan ve böyle çeyrek asır geçiren biri ne demeli. Niçin şiir yazdın diye soracaklar, oda mecburdum diyecek. Kendi kendime soruyorum, niçin yazdım, bilmem. Peki yazacak mısın? Galiba. Bu defa neden? Bilmem.

Ama dikkat ederseniz bütün bu bilmemler o gizli mecburiyetle birleşiveriyor. Bu karmaşık görünüşlü diyalogla o mecburiyetin öyle kesin ve bilinçli olmadığını söylemek istiyor olmalıyım. Sorumluluk diye tutturduğumuz şey de burayla iniltili. O muğlak ama mevcut zorunluluğu. Şiir yazmadan yaşamaya gelince mümkün. Hastalıkların çocukların huylarını değiştirmesi gibi, bir ticari  hayata, politikaya atılmak gibidir, saha değiştirmekle şiir de kalabilir. Unutulabilir.

İlkin iyi şiirler ortaya koymuş, kitap yayınlamış, sonrada manasız bir hayata dalmış insanlar az mı? Bir de daha anlamlı bir hayata başlayıp şiiri aşmış olmak var. Sevilen, bağlanılan, teslim olunan biri, sen yazma, konuş ya da  sus diyebilir. İşte o emir güzeldir, uyulur.

Mahmut  Kılıç – Çocuk sahibi olmasaydınız yine de yazar mıydınız  çocuk kitapları, masalları…?

Cahit Zarifoğlu – Sanırım geç de olsa aklıma gelirdi  bu. Çocukları nasıl desem, taa çocukluğumdan beri severim ben. Hile hurda, yalan dolan  çok mu  tedirgin ederdi beni? Başka bir sebebi mi vardı? Çocukların saf ve günahsız hallerine hayranlık duyardım. Toplardım çocukları başıma  ve onlara o anda imal edilmiş “dünyanın” en aktüel masallarını anlatırdım. Hele kahramanlarını da orada bulunan  çocuklardan seçer onların özelliklerini seçerseniz çok ilginç olur. Hem  onlar için hem anlatan için.